Kimse beni duymuyor sanki, istemiyorum diyorum istemiyorum. Herşey üzerime geliyor, onca yaşanmışlıktan sonra yeni birşeylere başlamak istiyorum. Beni dinlemiyorlar, yada sesimi duyuramıyorum. Etrafım sarılmış, sanki herkes düşmanım. Düşmanlarım aslında sevdiklerim, beni sevenler, en yakınlarım.Hepsinden kaçmak istiyorum. Hiç bilinmeyen bir yerde, kimliksiz, adsız, sıfatsız yaşamak istiyorum. Güzel, akıllı, başarılı, mutlu bu kavramların olmadığı, olsa da kimsenin umursamadığı bir diyara göç etmek istiyorum. Ne kadar az farkındaymışım kendimin, ne kadar değersiz buluyormuşum kendimi hep başkalarının adımlarını takip etmiş, kendimi tüketmişim. Şimdi farkına varıyorum ki bana da ayak uydurabilirlermiş ama ben ayak uydurmayı tercih etmişim, bu tercih beni yok etmiş. Şimdi ufacık bir zerrem var karşı koyan gittikçe büyüyor, serpiliyor. Takip eden değil, takip edilen oluyorum. Sürüklendiğimi sanırken, ben kendi isteğimle sürükleniyormuşum. Neden bu kadar geç uyanış hayal kurmayı kendime yasak etmişim. Mutsuzluk en yakınım olmuş, otomatik hareketlerle görevlerini yerine getiren maske takıp dolaşan, her ortama her olaya ayrı farkında olmadan oluşan maskeleri ve davranış şekilleri, sonra isyan isyan...
Nereye gidiyorum diyen bir ruh, burda ne arıyorum diyen. Sonra sensiz yok olacağına seni inandıran insanlar, onlar yok olmasın diye yokolan sen. Vicdanının sesi bırakıp gidememek.
Kalıyorum yapılsın şenlikler, kutlamalar kalıyorum. Evet sizin istediğiniz oldu ama kalan eski ben değilim, bambaşka biri sizinle kalan ...LİNET...